HEKİM UYGULAYAMASA DA TÜM SEÇENEKLERİ HASTANIN ÖNÜNE KOYMALIDIR...

                                                   
                                
Bugün bir kimyasal bileşimin ilaç olarak satışa sunulabilmesi ancak çok sayıda ve uzun süren bilimsel deneylerden geçtikten sonra mümkün olabilmektedir. Bu bilimsel deneyler ise Amerika’daki FDA (Food and Drug Administration- Besin ve İlaç İdaresi) başta olmak üzere çeşitli güvenilir araştırma ve denetleme merkezlerince yapılmaktadır. Alternatif tıpçılar, büyük ilaç tröstlerinin dünya üzerindeki pazarı yitirmemek ve zarar etmemek için doğal ilaçların bilinmesini bile önlediklerini iddia etmektedirler.İlaçların kaynaklarının doğa olması ve bugün birçok bilim adamının kanser ve başka hastalıkların ilaçlarını okyanusların derinliklerinde, yağmur ormanlarında aramaları ve birçok ilacın da gerçekten böyle elde edilmiş olması, hastaların otlardan ve çeşitli besin maddelerinden yarar sağlayacaklarına ilişkin inançlarını güçlendirmektedir.

Hastaların, kendi üzerlerinde, FDA onayı beklemeden çeşitli önerileri denemeleri anlayışla karşılanmalıdır. İleride internet adresini vereceğim bazı sayfalarda görüleceği gibi, bugün Amerika’da, FDA’nın 2. ve 3. faz çalışmaları kapsamında yapılan deneylere gönüllü olarak katılmayı düşünen hastalar için yol gösterilmekte, hastalar denek olmaya teşvik edilmektedir. Bilimsel araştırmanın, epeyce yapılsa da gelişmiş ülkeler düzeyinde organize olamadığı ülkemizde ise, bilim dışı deneyler, “ya tutarsa” düşüncesiyle beslenerek; hastaların üzerinde, umut tacirleri, üfürükçüler, şarlatanlar tarafından gerçekleştirilmektedir; çünkü hastaların gereksinimleri aynıdır: Umutsuz kalmamak, denenebilecek her şeyi denemiş olmak...

Bu durumda sanırım tıp doktorlarının tıbbi tedavinin yanı sıra hastanın isteyebileceği destekleyici tedaviler konusunda biraz daha az tutucu olmaları, bilgi sahibi olmaya çalışmaları, bu arayışta olan hastalarını umut tacirlerinin verebileceği zarardan korumak için ve en azından hastanın morali açısından önemlidir. Ayrıca, bilimsel tedaviler denenmiş ama başarı sağlanamamış bir hasta yitirildiğinde, yakınları bir süre sonra gelip, “Bu hastalığa ilişkin Amerika’da yeni denemeler varmış, aynı tür hastalık Almanya’da doğal tedaviyle iyi ediliyormuş neden bize söylemediniz, siz inanmasanız da biz bir de onu denerdik” dediklerinde hekimin bakış açısıyla hastalığı yaşayanların bakış açısının farkı ortaya çıkmaktadır. 


Hekim, bilim dışı ya da henüz kesinleştirilememiş tedavileri öneremeyebilir ama hastanın kendi yaşamı hakkında karar verme noktası geldiğinde her tür bilgiye ulaşmasının bir biçimde sağlanması gerekir kanısındayım. “Biz elimizden geleni yaptık artık iş Tanrıya kaldı” diyebilen bir hekimin bu söylediği ne kadar etik ise, “Biz elimizden geleni yaptık, ama siz istiyorsanız başka bilgileri şuralardan öğrenebilirsiniz” demeleri de daha az etik değildir ve elzemdir. Hekim uygulayabilse de uygulamasını bilmesede tüm çözümleri hasta veya yakınlarının önüne koymalıdır. 

www.drmuratbas.com