DİYABETTE EN ÖNEMLİ TEDAVİ DOĞRU BESLENMEKTİR!

                                                                
Prof. Dr. M. Akif Büyükbeşe, diyabette doğru beslenmenin çok önemli olduğunu söyledi. Büyükbeşe, “Doğru beslenme her zaman tedavinin ana prensibini oluşturuyor. Bunun peşine de doğru egzersiz geliyor. Dans etmek, ata binmek, yürüyüş yapmak, yüzmek doğru egzersiz kategorisine giriyor. Ağırlık sporlarını kalp hastaları ve diyabet hastaları için yararlı bulmuyoruz. Aslında diyabet bir yememe hastalığı değildir.
DOĞRU BESLENEBİLMEK
Bilinçli beslenme yani neyi ne kadar tüketeceğini bilmemiz gerekiyor. Bazı insanlar beslenmede büyük kısıtlamalar yapıyorlar ve sürdürülebilir diyet programı ortaya çıkmıyor. Sürdürülebilir bir diyet programının ortaya çıkması için kişinin alışkanlıklarına uygun bir beslenme reçetesi ortaya koyması gerekir. Bugün yazdığımız ilaçlarla diyabet olma riski yüksek kişileri yüzde 30-35 oranında engellediğimiz görülüyor. Doğru beslenme ve doğru egzersiz ile bu oran yüzde 65’lere kadar çıkıyor.” ifadelerini kullandı.
KALICI HASARLAR YARATIR
Diyabetin birçok organ üzerinde kalıcı etkilere de neden olduğunun altını çizen Büyükbeşe, şöyle devam etti: ”Diyabet çok ciddi iç organ zararına neden oluyor. Bunlardan bir tanesi kalp. Bugün koriner yoğun bakım ünitesinde yatan hastaların 3’te biri diyabet ve bu hastaların büyük bir kısmı diyabet hastalığına yakalandığını kalp krizi geçirdikten sonra öğreniyor. Diyalize giren hastaların yüzde 40 ile yüzde 60 oranında diyabetlerinin olduğunu biliyoruz. Diyabet olduktan sonra yapılan diyalizde çok ciddi şeker oynamaları meydana geliyor. Yani diyabet hastalarının mutlaka böbreklerini koruması gerekiyor. Diyabet hastalığında ayak bakımı da son derece önemli, hastaların her yıl mutlaka ayak muayenesini yaptırması gerekiyor. Bu tırnak bakımından, ayak tırnaklarının, cildin değerlendirilmesine kadar varan bir süreç. Çünkü travmatik olmayan ayak kesilmelerinin en önemli nedenini diyabet oluşturuyor. Travmatik olmayan görme probleminin en önemli nedenini de diyabet oluşturuyor.”
‘GÖRME YETENEKLERİNİ KAYBEDEBİLİR’
Prof. Dr. Kazım Devranoğlu ise, diyabet ve göz arasında ki ilişkinin ayrılmaz bir parça olduğunu belirtti. Devranoğlu, “Diyabet hastaları zamanında muayene olmazlarsa diyabetin retinayı vurabileceği, kanamalar yapabileceği bir durum oluşur bu tedavi edilmezse körlükle sonuçlanır. Diyabet zamanında tedavi edilmezse, şeker zamanında kontrol edilmezse hastalar görme yeteneklerini kaybedebilir. Diyabeti olan hastaların diyabetlerinin ağırlığına göre 3 ayda, 6 ayda veya yılda bir göz muayenesi olmaları gerekiyor. Diyabet ve göz birbirinin ayrılmaz iki parçası hastalarımız hem diyabetlerini kontrol altına alacaklar hem de göz muayenelerini olacaklar ki oluşacak komplikasyonlar ilerlemeden, kanama artmadan tedavisinin yapılması gerekir. Buna dikkat edilmediği taktir de hastalar görme yeteneklerini tamamen kaybedebilir. Komplikasyonlara geç müdahale edilirse geri dönüşü mümkün olmayan hatalara neden olabilir.” diye konuştu.
‘İRİ BEBEK DOĞURANLAR DİYABET RİSKİ TAŞIYOR’
Uzm. Dr. Özlem Sezgin Meriçliler, TİP 2 diyabeti önlemenin artık mümkün olduğunu hatırlattı. Meriçliler, şunları kaydetti: “Şeker hastalığı başlamadan çok önce metabolik bozukluklar başlıyor. Dolayısıyla bireyin yapması gereken açlık ve tokluk şekerini kontrol ettirmek. Ayrıca diyabete aday bireyleri de biliyoruz. Ailede diyabet hastası olanlar, kilo fazlası olanlar, iri bebek doğurmuş olanlar, gebelik süreci geçirmiş hastalar. Bunlarda diyabet riski yüksek olduğu için bu kişilerde şeker ve kan kontrolünü biraz daha sık yapmak gerekir. Diyabet henüz ortaya çıkmadan saptadığımız insülin direncini kontrol ederek diyabeti önleyebiliyoruz.”