ŞİŞMANLIK VE STRES DOĞURGANLIĞI ENGELLİYOR

                                                    


Prof. Dr. Uncu, Antalya-Belek Turizm Merkezindeki bir otelde düzenlenen "6. Ulusal Üreme Endokrinolojisi ve İnfertilite Kongresinde" basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Türkiye'de evli çiftlerin yüzde 15'inde üreme problemi olduğunu belirten Uncu, bunun 3'te birinin sadece kadına ait nedenler, 3'te birinin sadece erkeğe ait nedenler, 3'te birinin de hem erkeğe hem kadına ait nedenler olduğunu söyledi.

Uncu, üreme sağlığı konusunda bilimin çok ilerlediğini, tedavi seçeneklerinin olağanüstü değiştiğini ve "Artık sizin çocuğunuz olamayacak" dedikleri çift sayısının yüzde 1'in bile altına düştüğünü ifade etti.

Doğurganlığı etkiyen faktörler
Doğurganlığı etkileyen faktörler hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Uncu, kadının doğurganlığını direkt olarak yumurtalık, yumurtalık kapasitesi, rahmin ve kanalların yapısının, erkeğin üremesini ise sperm parametrelerinin etkilediğini bildirdi.

Uncu, kadın ve erkeğin üreme sistemlerinin birbirinden farklı olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: "Erkeğin üreme sisteminde bir kök hücre var ve buradan devamlı sperm üretimi oluyor. Bu üretim hayat boyu sürüyor. Kadının yumurtalığında ise kök hücre yok. Kadın bir rezervle doğuyor. Kadın bu rezervi menopoza kadar tüketiyor. Kız bebeğin anne karnında 7 milyon yumurtası var, doğduğunda bu sayı 2 milyona kadar düşüyor. Yani kız çocuğu 5 milyon yumurtasını anne karnında tüketiyor. Doğduğunda var olan 2 milyon yumurta, 12 yaşına kadar 300 bine düşüyor. Ondan sonra da her gün 10-15 yumurta tüketerek menopoza kadar gidiyor."

Obezite ve strese dikkat


"Dünyada ve Türkiye'de kadınların yumurtalık kapasitesi azalıyor, özellikle ülkelerin endüstrileşmiş bölgelerinde sorun çok ciddi" diyen Uncu, bu anlamda Türkiye'de en kritik bölgelerin İstanbul, Gebze, Bursa, Kocaeli olduğuna dikkati çekti. Uncu, kadınların yumurtalık kapasitesinin azalmasının gebe kalmayı olumsuz etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğunu vurgulayarak, petrol ürünlerinde bulunan "dioksin" maddesinin de kadınların yumurtalıklarındaki gen hücrelerini ve erkeklerdeki spermi öldürdüğünü, ayrıca stres, obezite ve sigaranın da üremeyi olumsuz etkileyen faktörler olduğunu dile getirdi.

Yumurta dondurma

Kadın yumurtası, yumurtalık dokusu, embriyo ve spermin teknik olarak dondurulabildiğine değinen Uncu, Türkiye'de embriyo dondurmasının evli çiftlerin izniyle 5 yıla kadar, kadın yumurtasının da ancak sağlık sorunları sebebiyle (kanser tedavisi, erken menopoz veya düşük yumurta kapasitesi) dondurulabildiğini anlattı.

Çiftlerden biri öldüğünde veya boşanma olduğunda dondurulmuş embriyonun ilgili sağlık müdürlüğüne haber verilerek mevzuat gereği imha edilmesi gerektiğini ifade eden Gürkan Uncu, "Şu anda bununla ilgili Türkiye'de çok fazla dava açılmış durumda. Çünkü taraflardan biri (ben çocuğumun imha edilmesini istemiyorum) diyebiliyor" diye konuştu.

"Üremeyle kariyeri dengelemek lazım"
Uncu, kadınlarda en ideal gebelik yaşının ise 25-28 yaş aralığı olduğunu bildirerek, şöyle devam etti: "Bebeğin en kolay oluştuğu ve en az sorunla devam ettiği yaş aralığı 25-28. 32'den sonra düşmeye başlıyor. 35'te bir düşme daha yaşanıyor, 37'de dramatik düşüyor, 40'ından sonra da yumurtalar bozulmaya başlıyor. Bu nedenle ideal gebelik yaşının kaçırılmaması lazım, 35'ten sonraya bebeği bırakmayın. Kadının psikolojisi düşünüldüğünde bazen negatif etkileyebilir ama fizyolojisini düşünürseniz doğum kadın için ciddi bir yenilenmedir. O nedenle kadınlara önerim üremeyle kariyeri dengelemeleridir. Hem kariyer yapın hem çocuk yapın, çocuk planınızı ertelemeyin."

Üç çocuğa destek
Giderek yaşlanan nüfus dikkate alındığında Türkiye'nin üremeye ihtiyacı olduğunun altını çizen Uncu, 3 çocuğu net olarak desteklediklerini söyledi.

Tıp alanında en fazla kadın doğum doktorlarının dava edildiğini ve açılan davalar nedeniyle doktor adaylarının kadın hastalıkları ve doğum bölümünü seçmek istemediğini anlatan Uncu, "Benim mezun olduğum dönemlerde en yüksek uzmanlık alanlarından biri kadın doğumdu. Şimdi asistan bulamıyoruz, 'Kadın doğuma gelin' diye yalvarıyoruz. Öğrencilerimiz gelmek istemiyorlar çünkü açılan davalardan korkuyorlar" diye konuştu.

Tüp bebek merkezlerinde sıra var


Torba yasa ile SGK kapsamında tüp bebek denemesinin 2'den 3'e çıkarılmasının tüp bebek merkezlerine talebi artırdığını kaydeden Uncu, tüp bebek merkezlerinin talepleri karşılamakta zorlandığını ve başvuruda bulunanlara bir yıl sonrasına gün verdiğini belirtti.

Prof. Dr. Gürkan Uncu, ilgili mevzuata göre, Türkiye'de yeni tüp bebek merkezi açılmasına izin verilmediğini, sadece hastane bünyesinde tüp bebek merkezi açılabildiğini dile getirerek, bundan dolayı tüp bebek merkezlerinin tıpkı taksi plakaları gibi yüksek hava paralarıyla devredildiğini sözlerine ekledi.