KANDİDA AYNI ZAMANDA ŞİŞMANLIĞIN DA EN ÖNEMLİ SEBEBİ

                                                               

Sindirim sistemimizde bazısı iyi, bazısı kötü 100 trilyon bakteri ve mantar yaşıyor. Kandida da bunlardan birisi ve buranın yerlisi. Sistem dengede olduğu sürece %80 iyi mikropa karşı %20 kötü mikrop vardır. Böylece sindirim ve bağışıklık sisteminiz normal olarak çalışmaya devam eder. Ama işte burası problemin başladığı yer. Kandida mantar ailesinin bir üyesi ve mantarların neyi yemeyi seviyor biliyor musunuz?
Bildiniz!
Rafine şeker, yapay tatlandırıcılar ve koruyucular… Tüm bunlar, besin kaynaklarımıza 50 yıldan fazladır eklenen şeyler. Belki geçmişte, bilim dersinde petri kabına mantar koyarak deney yaptınız ve büyümesi için şekerle beslediniz. İşte şu an midenizde olan şey de bu. Hadi o resmi tekrar gözden geçirelim. Bunlar petri kabında büyüyen gerçek Candida Albicans, bir mantar çeşidi.
Kandida’yı beslediğinizde daha hızlı, daha hızlı ve daha hızlı yavrulamaya başlar ve kalın bağırsaklardaki iyi bakterilere karşı kısa sürede sayıca üstünlük sağlar. Sonuçta ince bağırsaklara mideye, yemek borusuna ve ağıza geçer. Çok geçmeden vücudunuzun diğer kısımlarına yayılmaya başlar.
Mutlu bir yaşam sürme gücünüzü zayıflatıp, sonuçta ciddi tıbbi sorunlarla karşılaşırsınız. Yorgunluk, kilo alma, uykusuzluk, şişkinlik ve gaz, hassas mide sendromu, kabızlık, deri problemleri, mantar enfeksiyonları…
Bunlar Kandida’nın vücudunuzda oluşturduğu hasarların sadece birkaçıdır. Bu belirtilerin herhangi birinden şikayetçiyseniz bu parazitten kaynaklanması çok muhtemeldir. Antibiyotik aldığınızda Kandida büyümesi daha fazla artmakta ve diğer iyi bakteriler de ölmekte ve bunu kontrol altında tutmak da zorlaşmaktadır.
Tüm bunlardan dolayı şu an bu video hazırlanırken 2013′ün dördüncü çeyreğinde doktorlar, Amerikalıların yüzde sekseninin Kandida’nın aşırı büyümesinden etkilendiğini tahmin ediyorlar. Dr. David Perlmutter, şovundan tanıyabileceğiniz Dr. Mehmet Öz’ün kişisel danışmanı ve onun Grain Brain’i son zamanlarda New York Times en çok satanlarda beyan edildi. ”Klinik ortamda bu sağlık durumlarıyla uğraşan bizler, şu an neredeyse bir salgına tanık oluyoruz
Dr. David Perlmutter Kandida’nın çok tehlikeli olma sebebi direkt sindirim sistemini etkiliyor olmasıdır. Çünkü sindirim sistemi, en geniş iç organımız aynı zamanda bağışıklık sisteminin evidir. Bu yüzden sindirim sisteminiz zayıf düştüğünde, hastalıkla mücadele kabiliyetimiz de zayıflar ve hastalık tedavi edilmediğinde hayatınızın tüm alanları etkilenmeye başlar.
Kandida uzmanı ve çok satan kan şekeri çözümü kitabının yazarı Dr. Mark Hymen tarafından derlenen yaygın Kandida belirtileri listesi şu şekilde.
Genel belirtiler: kronik yorgunluk, enerji kaybı, genel halsizlik, düşük cinsel arzu, yiyeceklere, kimyasallara ve diğer alerjenlere karşı hassaslık egzama, sedef hastalığı, hassas mide sendromu, ayak mantarı…
Mide-bağırsak semptomları: pamukçuk, ağız içi beyazımsı plaklar, şişlik ve gaz mide krampları, makat kaşıntısı, ishal ve kabızlık gibi değişen mide fonksiyonları, mantar enfeksiyonları, sık idrar yolu enfeksiyonları,  idrar yolu hassasiyeti.
Hormonal şikayetler: acılı ve kanamalı adet düzensizliği, adet öncesi sendromu, fibroit yetmezlik.
Sinir sistemi belirtileri: depresyon asabiyet, konsantrasyon bozukluğu.
Bağışıklık sistemi belirtileri: alerjiler, kimyasal hassasiyetler, düşük bağışıklık fonksiyonları.
Geçmişinizde; kronik mantar enfeksiyonları, enfeksiyonlara karşı kronik antibiyotik kullanımı, sivilce ya da doğum kontrol hapı kullanımı, ya da oral steroid hormon kullanımı varsa; Kandidaların aşırı çoğalma olasılığı artmıştır. Kandida hakkında en ürkütücü şeylerden biri istediği yiyeceklerden daha fazla alması için canınızı çektirerek sizi programlamaya başlamasıdır. Kandidalar tat alıcılarını, beyin kimyasallarını ve hormonları gasp ediyor ve bu da daha hızlı büyümesini ve sizi daha fazla harap etmesini sağlıyor.
Ekmekler, şekerler, rafine karbonhidratlar, gazlı içecekler, kızartmalar, makarna, pizza ve pasta gibi karbonhidrat ağırlıklı gıdalar ve tabii ki tatlılar ve şekerlemeler. Sık sık bunları canınız çekiyor mu? Öyle ise bu, büyük ihtimalle sizin sağlıksız bir yiyici olduğunuzdan değil kötü bakterilerin üstünlüğü ele almasından olabilir. Onlar aşağıda sindirim borunuzda ve beni besle diye çırpınıyorlar. Sizi yemek istemeye zorluyorlar.  Bu da durumunuzu zora sokuyor, kilo aldırıyor ve onları içermeyen tam olarak zahmetli bir diyete girmenize sebep oluyor.
Kandidalar aynı zamanda şişmanlığın bir numaralı sebebi olarak birçok çalışmaya konu oldu. Dr Carolyn Dean ve Dr William Crook’un 2005 yılında yazdıkları kitapta (Mantar Bağlantısı ve Kadın Sağlığı) şöyle söylüyorlar; ”birçok kadın, vücutlarındaki belirtilerin çoğunun mantardan kaynaklanabileceğinden kuşkulanmaz. Neyin gerçekte yanlış gittiğini bilmeden ve kusur için kendini suçlayan kadınların sayısı genel anlamda milyonlarla ölçülüyor. Kilo veremeyen ve nedeni hakkında hiç bir fikri olmayan milyonlarca kadın!”
Aynı şey erkekler için de geçerli. Bir kez mantarlar etkisizleştirildiğinde birçok diyet planıyla verilemeyen kiloların inatçı göbek yapılarının bile hızlıca ve kolayca verilebildiği fark edildi.
Hadi şimdi bunu nasıl düzelteceğimizi konuşalım. İşte güzel haber: iyi hissetmeye başlamak için tüm Kandida’lardan kurtulmanıza gerek yok. Onları dengelemelisiniz. Daha önce de belirttiğim gibi bağırsağınız aynı zamanda birçok iyi bakterinin de evi.
En iyi hissetmek için seksene yirmi oranını tutturmanız yeterli. %80 iyi bakteri %20 kötü bakteri ve mantar. Bunu yapmanın 2 yolu var!
Birincisi, tamamen doğal beslenmek. Bu, işlenmiş gıdalardan, rafine şeker ve karbonhidratlar, yapay tatlandırıcılar ve beyaz ekmekten uzak durmak anlamına geliyor.
Ardından vücudunuzu, “PROBİYOTİK” isimli iyi bakterileri içeren gıdalarla desteklemelisiniz.
Probiyotikler, midenize girerek Kandida’ya sayıca üstün gelecek şekilde koloni kuran, güçlü bir orduya benzeyen iyi bakteri kümeleridir. İlk defa Nobel ödüllü fizyolog Ilya Metchnikoff tarafından dikkat çekildiler (1912). O zamanlar  Bulgarların, dünyadaki herkesten fazla yaşadığını işaret ederek nasıl olduğunu araştırdı ve yoğurt ağırlıklı beslenmeden kaynaklandığı sonucuna vardı. Hatta bulduğu ilk probiyotik soyunu, onlara hürmeten Lactobacillus Bulgaricus olarak adlandırdı.
Yüksek probiyotikli besin içeren, lahana turşusu, kefir, zeytin ve fermente sebzeler tüketir, buna karşılık doğal olmayan şeyleri beslenmenizden çıkarırsanız sonucunda bağırsağınız kendini dengeler. Ama hadi gerçekçi olalım. Bugünün dünyasında bu neredeyse imkansız. Kim  bir restoranda yemeğe gitmez ki veya arkadaşına  öğle yemeğine gitmez ki? Neyse ki şimdi daha iyi bir yol var.
Bilim adamları, beslenmenizi değiştirmek zorunda kalmadan midelerinizi probiyotikle yüklemenin iyi bir yolunu buldular. Bu yaşayan bakterileri hap formuna sokmayı başardılar. Böylece bunları her türlü yemekle birlikte alabilirsiniz. Yediğiniz kötü yemeğe rağmen bağırsaklarınızda iyi bakteri üretir ve sizi kendiliğinden doğru oranda dengeler. Bu gerçekleşirken vücudunuzda birçok heyecan verici değişiklikler olabilir.  Daha fazla enerjiniz olabilir, daha zinde ve daha aktif hissedip  işlere daha konsantre olabilirsiniz. Daha zeki, daha üretken ve daha yaratıcı hissedersiniz. Gıdalardan daha fazla enerji alabildiğiniz ve gıdalardan kolaylıkla faydalandığınız için daha fazla kahve ve kafeine ihtiyaç duymazsınız.
Harward Tıp Fakültesinde Beslenme ve Çocuk Sağlığı Profesörü, Dr. Alan Walker, yeni bir kanıt bildirdi. ”Klinik araştırmalarda, beslenmeye iyi bakteri eklemenin sağlıklı sindirim ve bağışıklık sistemine destek olduğunu gösterdi. Bu sizin hastalıklarla mücadele kabiliyetinizi daha da güçlendirir. Böylece daha az hasta olursunuz.”
Finlandiya Helsinki’de 2001′deki bir çalışmada, günlük bakım merkezlerindeki çocuklara  probiyotikli ve probiyotiksiz süt verildi. Probiyotik takviyeli sütü içenlerde, diğerlerinden %17 daha az solunum yolu hastalığı görüldü ve %16 oranında daha az kişi hasta olduğunu bildirdi.
Yakınlarda, Harvard Tıp Fakültesi, resmi olarak vajinal mantar enfeksiyonlarını önlemede probiyotik etkisini duyurdu. Aynı şekilde antibiyotikle uyarılmış ishali de. New York Times en iyi satan yazarlardan ve Cleveland Kliniğinde sağlık memuru şef Dr. Michael F. Roizen: ”Sindirim sistemine olan yararlarının genel sağlımızı da etkilemesi nedeniyle, probiyotik alımının, gerçekten faydalı bir alışkanlık olduğunu” söyledi. Bağırsaklardaki işlemler daha etkin oldukça, birçok kişi kiloların azaldığını fark etti. Geçmişte kilo verme sorunu yaşadıysanız bu Kandida’dan kaynaklanmış olabilir. Sindirim yollarını tıkayıp, metabolizmanızı fazlasıyla yavaşlatmış olabilir. Ayrıca karbonhidrat ve şeker aşermelerinizin yok olduğunu fark edeceksiniz.
Görünüş ve hissediş olarak sizi harika yapacak, tam olarak kendiniz sağlıklı gıdalar aşerirken bulacaksınız Neticede sindirim yollarınız tüm vücudunuzdaki hücrelerin %90′ını oluşturuyor. Yani bu temizliğin, sizi tamamen yeni bir kişi gibi hissettirmesi sürpriz değil. Bitirmeden önce önemli bir konudan daha bahsetmek istiyorum. ”Bağırsaklarına dikkat etmemenin maliyeti” hakkında konuşmamız önemli. Çünkü bu kendi kendini düzeltebilen bir problem değil.
Şişmanlık, hassas mide sendromu, cilt döküntüleri, azalmış cinsel dürtüler, düşük enerji, obezite ya da uykusuzluktan şikayetçiyseniz Amerikalıların %80′inde bulunan kandida aşırı çoğalmasına sahip kişilerden olabilirsiniz. Esaslı bir beslenme değişikliğine gitmediğiniz sürece bakteri büyümeye devam ederken, belirtiler sizin için daha da kötüye gidecek.
Şu şekilde düşünün: diyelim ki aniden artık dişlerinizi fırçalamamaya karar verdiniz, plaklardan oluşan yapı, savunmasız kalan bağırsaklarınızda olacaklarla aynı. Tabii ki bir süre iyi hissetmeye devam edersiniz, ama sonucunda diş çürükleri oluşmaya başlar, ardından dişinizi kaybedersiniz ve hiç şansınız kalmaz. Ve tıpatıp aynısı şu an bağırsaklarınızda da gerçekleşiyor. Dişlerinizde bakteri üremesini sağlayan besinler, ardından midenize giden aynı besinler, yani taşınan bakterilerin etkilerinin de aynı olacağını düşünmek mantıklı, ama bağırsaklardaki sonuçları daha ağır olur.
Ağız ve dişleriniz elbette önemli, ancak vücudunuzun sadece ufak bir parçası, oysa sindirim sisteminiz sizin özünüz. Fiilen vücudunuzun diğer kısımlarından 10 kat daha fazla hücre içeriyor. Tedavi edilmezse, sağlığınızı kimsenin yaşamasını istemediğim şekilde etkilemeye başlar ağız kokusu, kabızlık, reflü, hazımsızlık, yorgunluk, uykusuzluk, deri problemleri bunlar sadece ilk belirtiler. En korkunç kısmı ise bağışıklık sisteminizin %70′i sindirim sisteminde bulunuyor.
Bağışıklık sistemi düzgün çalışmazsa sadece hastalığa yatkın olmakla kalmaz, aynı zamanda  ciddi hastalıklara yakalanabilirsiniz, ülseratif kolit, lupus (deri veremi), MS (multipi skleroz),  eklem iltihabı gibi… Ve artık bunlar, bağırsaklarınızı dengelemekle tedavi edilemez. İşte bu yüzden, çok geç olmadan, bunu hemen halletmeniz gerekiyor. Çok şükür ki kötü bakteriye karşı savaşmanın kolay bir yolu var. Basitçe yemekle birlikte günlük bir kapsül probiyotik alın. Birkaç gün içerisinde vücudunuzda heyecan verici değişiklikler hissedeceksiniz. Kendinizi daha iyi uyuyup, daha dinlenmiş uyanarak bulacaksınız.
Bu yeni heyecan verici enerjiyle, dünyayla daha rahat başa çıkarsınız. Artık yemeklerden sonra yorgun değilsiniz ve kendinizi kötü besinleri aşerirken bulmazsınız. Ama bir kez pizza ya da dondurma ile kaçamak yaptığınızda direk kalçalarınıza gitmeyeceğini bilerek iyi hissetmeye devam edersiniz.
Tuvalet alışkanlıklarınız düzene girerse şaşırmayın. Çünkü artık bağırsakların esiri değilsiniz. Çok sayıda tuvalete gidiş artık tarihe karıştı. Vücudunuz artık bir besin yakma makinesi olduğundan kilonuz azalmaya başlar. Artık yağ ve şeker depolama yok. Muhtemelen kendinizi kafein, karbonhidrat ve şekere ihtiyaç hisseder bulmayacaksınız. Vücudu daha genç, daha seksi ve daha enerjik oldukça, birçoğu seks isteğinin arttığını söylüyor.
Vücudunuz, besleyici öğeleri besinlerden daha iyi aldıkça teniniz daha genç ve sıkı görünebilir teninizi yenileyerek size sağlıklı ve dinç bir görünüm vererek. Ve sonrasında tam olarak ne olacağını söyleyeyim birkaç gün ya da birkaç hafta sürebilir, ama kesinlikle gerçekleşecek olan şey, ben ona “büyülü an” diyorum.
Büyülü an, bir gün uyandığınızda bir şeylerin farklı olduğunu, duyularınızın daha güçlü hissettiğini daha atik, dengeli ve her şeye hazır olduğunuzu fark ettiğiniz andır. Hava berrak ve vücudunuz canlı hissediyor. Serotonin seviyeniz artmış ve ruhunuz her şeyi tam olarak  doğru hissediyor. Sonra başından beri biz insanların, yaşaması gerekenin bu olduğunu anlıyorsunuz. Ve artık vücudunuz iyi ayarlanmış bir makine gibi çalışıyor. Bunun her zaman inanılmaz hissettireceğini biliyorsunuz. Bu gerçekte adını koyamayacağınız bir duygu.
Sağlığımız en kıymetli varlığımız. Onsuz hiçbir şeyden tam olarak keyif alamayız.
Çeviren: Gültekin Metin
Hazırlayan: Hakan Çakmak
Kaynak: http://keybiotics.com/video_toon15c.php