OZONLU KOZMETİKLER HER YERDEN ALINMAZ!


                                                                



Martin Marum Ozon’u 1785’te keşfettiğinde kokusundan burunu ne hale geldi bilmiyorum ama Ozon’un becerdiği mucizeler karşılığında, bu kokuya katlanmak mümkün kanımca… O2’yi lise kimya dersinden biliyorsunuz. Oksijen! Yani iki oksijen atomlu, havayı teneffüs ettiğimizde soluduğumuz bileşik. Buna bir oksijen atomu daha geliyor. O3 oluyor. Bunun adı da ozon. Oksijenin kuzeni! 

Ozon, 3 oksijen atomundan oluşan, Oksijenin çok yüksek enerji taşıyan bir şekli. İkisi de oksijen, ama yapıları da birbirinden çok farklı. Tüm dünyada, içme suyu sağlayan arıtma tesislerinde mikrop öldürücü olarak kullanılan ozonu 150 yıldır zaten tıp kullanıyordu, kan yıkama terapilerinden sonra kozmetiklere de girdi. 

Depolanamayan, stoklanamayan tek gaz bu! Neden mi? Çünkü ozonun hayatı ortam sıcaklığıyla alakalı! Hiçbir şey yapmadan bekleyin, bulunduğu ortamın ısısı değişince bir süre sonra kendiliğinden hammaddesi olan oksijene dönüşüverir! Kokusu pek de iç açıcı değil ama faydalarına bakıp bunu görmezden, koklamazdan (!) gelmek mümkün  Anlattım işte: Kokusu yok ise zaten o artık ozon değil…

Ozonu kozmetiklerin içine kattıklarından bu yana inanılmaz sonuçlar alınıyor. Süper dezenfekte ediyor, akneli ciltlerde, kırışıklarda, selülitte, yaraların iyileşmesinde bir numaralı kozmetik haline geldi. Hele hele her şeye alerjik tepkiler veren hanımların sayısı arttıkça, Ozonlu jeller can simidimiz oldu. Öyle ya, Ozon onarıyor, gençleştiriyor ozon terapi merkezleri mantar gibi çoğalıyor. Peki, buralarda ne yapılıyor hiç merak ettiniz mi?
Ben kısaca anlatayım: Kişiden kan alınıp, dozu belirlenen ozonla karıştırılıp tekrar damara veriliyor. Yahut kas içine enjekte ediliyor. Yine doktorun belirleyeceği dozda ozon gazı cilt altına, eklem içine veya vücut boşluklarına püskürtmeyle ozon gazı veriliyor (Vajina, kulak yolu, makat vs gibi) 

Ozon ne yapıyor?
• Derinin bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Alerjik derileri sağlamlaştırıyor. Yumuşacık ve pürüzsüz yapıyor çünkü deri yenileniyor.
• Hücrelere giden, dokuya giden kan dolaşımı hızlandığı için cilt çok çabuk yenileniyor. Hücre nefes alıyor.
• Yaralar varsa, doku çabuk onarıldığından yara hemen iyileşiyor.
• Selülit dokudaki dolaşım azlığı sorunudur biliyorsunuz. Ozonlu bakımla, deveran sorunu olan yağlı kısımda dolaşım hızlanıyor, yağ parçalanıp dokudan atılıyor
• Yaş aldıkça su ve yağ dengesini kaybedip, sarkmaya başlayan cilt ozonla yeniden elastikiyet kazanıyor. 
Şimdi her yerde Ozonlu kozmetikler var. Kiminin adı ozonla anılıyor kimi aktif oksijen demeyi tercih ediyor. Hepsi Ozonun deride, alt dokularda yaptığı iyileşmeleri anlatıyorlar. Oksijenin dokunduğu her yer canlanıyor, kan dolaşımı düzeliyor, doku onarılıyor ve sonuç: Gençlik! Hah! İşte dananın kuyruğu burada kopuyor. Ozonlanmış sular ve yağlar deriyi güzelleştirmek için raflara sıralanmış durumda. Bunların arasında nasıl neyi seçeceksiniz? O da firmaların ozonu ne kadar size doğru anlatabildiğiyle alakalı… (İnternete girip “ozon krem” yazın, çıkan ürün sayısına bakın bir)
Kârlı olan yine tüketici! Sizsiniz. Çünkü sıfır katkı maddesi, maksimum verim alabileceğiniz, deriyi gerçekten gözünüzle gün be gün iyileşirken görebileceğiniz bir kozmetikle tanıştınız. Tepe tepe kullanın. Çoluk çocuk, anneanne, evin babası herkes… Koku? Evet, kokusu hoş değil. Ama bunca göreve o kadar kusur kadı kızında bile olur canım!

Ayşenur Yazıcı
www.balmozon.com