İKLİM DOSTU TÜKETİCİ NASIL OLUNUR?

                                                             


İklim değişikliği konusunda oldukça endişeli ancak karbon salımını nasıl azaltacağını bilemeyenlerdenseniz buna beslenme şeklinizle başlamayı bir deneyin!
Satın aldığınız ve yediğiniz besinler yalnızca sağlığınızı etkilemez, küresel sera gazı salımının üçte birinden sorumlu beslenme sistemlerini de şekillendirir. Örneğin; hayvansal ürünler bazı hayvanların ürettiği metandan, besi hayvanlarının yemlerini yetiştirmedeki yetersizlikler ve hayvanları tutmak için gereken devasa alanlar nedeniyle daha yüksek oranda karbon ayak izi yaratır. Dünyadaki besi hayvanı endüstrisi tüm arabalar, uçaklar, trenler ve gemilerin toplamından daha çok sera gazı salımı yapar.
Aşağıdaki yöntemlerle dünyaya olumsuz etkileri olan yiyeceklere gereksiniminizi azaltarak yeryüzünün yükselen sıcaklığına çözümün bir parçası olabilirsiniz.

1. Klimataryen ol!

Doğaya daha az zarar vermek isteyen ancak eti tamamen hayatından çıkaramayanlar için klimataryen beslenme, iklim dostu olmanın en iyi yollardan biri.
Klimataryen, iklim değişikliğini göz önünde bulundurarak beslenen kişi anlamına gelir. Temel mantığı ise yetiştirilmesi küresel ısınmaya katkı sağlayan gıdalardan uzak durmaktır. New York Times‘ın 2015 tanımına göre klimataryen, amacı iklim değişikliğini yavaşlatmak hatta geri almak olan bir beslenme biçimidir. Bunu ulaşımda kullanılan enerjiyi düşürmek için yerli malı tüketmek, gaz salımını azaltmak için et tüketimini de minimuma indirmek, yiyecek atıklarını azaltmak için yiyeceklerin tüm kısımlarını (elma çekirdeği gibi) kullanmak gibi yollarla sağlamak mümkün. Ancak konu hayvan hakları olduğunda klimataryen beslenmenin adil bir seçenek olmadığı da ortada.

2. Çevreye verdiğin zararı en aza indirgeyerek beslen!

Diğer bir deyişle klimataryen beslenmenin daha esnek bir şekli olan ”reducetarian” yani ”indirgeyici” olmayı bir düşün. Ya tamamen keserek ya da kendi sınırlarını çizerek daha az et yemeyi seç. Terim ilk kez iklim dostu tüketicileri ve vejetaryenları birleştirerek daha büyük bir akım yaratabileceğini düşünen, hayatını sürdürülebilir bir dünya için çalışmaya adamış Brian Kateman tarafından ortaya kondu. Genç girişimci, sorunun vegan ve vejetaryen sayısını arttırmaya çalışmaktan ziyade et tüketimini azaltarak daha etkili bir şekilde çözülebileceğini düşünüyor. Keza klimataryen beslenmedeki gibi daha az at yendiğinde daha az hayvan zarar görüyor olabilir, ancak yine de beslenme için öldürülen hayvanlar yeryüzünde olmaya devam edecek.

3. Organik olanı seç!

Organik besinleri satın alarak aslında daha az karbon salımı yapan çiftliklere destek olmuş oluyoruz. Böcek ilaçları, antibiyotikler, kimyasal gübreler gibi sentetik maddelerden kaçınan ve çevreyi koruyan organik çiftlikler karbon ayak izini tarım yoluyla azaltmanın en etkili yolunu sunar.

Tüm dünya organik yöntemlerle besin yetiştirmeye başladığında yıllık karbon salımının yüzde 40’ından fazlası engellenebilecek.

4. Yarı zamanlı veganlığı dene!

Yeni başlayanlara yol gösterici uygulamalar ve internet sitelerinden yardım alarak farklı beslenme yollarını tecrübe et. Örneğin ”Veganuary.” İnsanlara vegan beslenmeyi sevdirmek için 2016’da başlatılan bu oluşum ”vegan starter kit” paketi ile öğününüzü planlı bir şekilde tamamlamanızı sağlıyor. Aynısını bir aylığına çevreye zararlı besinlerden uzak durmayı deneyerek de yapmanız mümkün.
Tamamen vegan olamayacağınızı düşünseniz de öğününüzü bitirmek için ete ihtiyaç duymayacak olmanız oldukça büyük bir adım sayılır.

5. Hayvansal ürün kullanımını sınırla!

Sağlık için veya çevre koruma adına, planlı bir haftanın bir günü veganizm veya etsiz pazartesi gibi beslenme düzenlemelerinin hem insanlara hem de doğaya faydası olduğu inkâr edilemez.
Bu yıl siz de bir fark yaratın ve daha çok organik sebze ve meyve tüketerek hem kendinize hem de çevreye bir iyilik yapın.
Kaynak: HuffıngtonPostClimate